Yerli Frankenstein ‘Yaratılan’

Mary Shelley tarafından 1818 yılında yazılan, sinemada ve tiyatroda bir çok kez uyarlaması yapılan meşhur Frankenstein romanının Çağan Irmak rejisiyle yerli versiyonu Yaratılan, 1900’lerin başında Osmanlı topraklarında Bursa’dan İstanbul’a bir epik öykü sunuyor. İnsanlık tarihinin en eski sorusu “ölümden sonra yaşam var mı?” sorusu temasında yazılan roman ölümünden sonra tekrar yaratılan “yaratık” ve “yaratıcı”sı arasındaki amansız ilişki üzerinden bir anlatı kurması yazıldığı zaman için oldukça ilgi çekmişti. 

Ülke sinemamızda dönem filmi denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Çağan Irmak, en iyi yaptığı şeyi yaparak Frankenstein hikayesini Osmanlı dönemine taşıyor. Çemberimde Gül Oya, Yeşilçam, Ulak gibi eserlerinde hikayenin geçtiği dönemin ruhunu başarıyla bir şekilde resmetmesi ile bugünkü şöhretini yarattı diyebiliriz. Yaratılan’da da aynı şekilde 1900’lü yılların başını zamanın ruhunu ve görselini başarılı bir sanat yönetimi ile çok güzel yansıttığını söyleyebiliriz.

Dizinin maalesef tek iyi tarafı sanat yönetmenliği, onun dışında senaryo ve oyunculukların sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Diyaloglarda kullanılan dilin dönemin özelliklerine pek uymaması dizinin inandırıcılığına olumsuz bir katkı sunuyor ve hikayenin içselleştirilmesinin önünde en büyük engel olarak duruyor. Yine aynı şekilde başrol olmak üzere başta Taner Ölmez’in resmettiği Ziya karakterinin iki boyutlu ve inandırıcılıktan uzak yansıtılması dizinin en büyük handikabı. Taner Ölmez’in genç ve başarılı bir oyuncu olduğu aşikar fakat daha önce kendisinin geniş kesimlerde tanınmasına sağlayan Mucize Doktor ’da oynadığı otistik doktor karakteri ile paralel bir oyunculuk tarzı yansıtması bir nevi kendini tekrar ediyor algısı yarattığını söyleyebiliriz. Bir diğer başrol diziye de adını veren Yaratılan’a hayat veren Doktor İhsan Erkan Kolçak Köstendil’in oyunculuğu diğer oyunculara nazaran oldukça başarılı olsa da hikayedeki Yaratık’ın karakterizasyonu yeterli olmadığı için Köstendil’in performansı maalesef tam anlamıyla izleyiciye geçmiyor.

Genel olarak baktığımızda Frankenstein gibi hayli ilgi çekici bir hikayenin  Osmanlı döneminde resmedilmeye çalışılması ilk etapta oldukça cesur ve samimi bir deneme olarak gözükse de, senaryo ve oyunculuklar ile bir bütün olarak baktığımızda maalesef vasatı aşmayan bir seyirlik olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz.

Yorum bırakın